Değmez dediğin insan, kalbinin her kıvrımına değer ya; hayatın en falsolu küfürlerinden biridir bu aslında..!

25 Aralık 2012

İçim sıkılıyor bugün...


İçim sıkılıyor bugün...
offfff...!
Nasıl desem. Sanki duman üfler gibi off çekiyorum. Sigarayı yer gibi hani...
Nedeni de yok üstelik. O histerik durum. Elini kolunu nereye koysan bilemezsin, Koysan da hala ağırdır uzuvların. Kime bağırsan, çıkıp bi tepeye haykırsan da geçmeyecek bi sıkıntı... Öyle bir sinir, öfke hali. Ciğerlerini parçalasan alamayacaksındır hırsını. Nasıl anlatsam...
Var mıdır ilimde bir açıklaması. Yoksa tanımsız vaka mı? Bir virüs sanki içime yayılan her gün kemiren içimi. Hiçbir hekim çare olamazmış gibi. Kime anlatsam anlamayacak zaten şimdi. " Niye sıkılıyorsun ki? bak hayat ne güzel, güneşin doğuşunu izleyebilmek, geceyi-gündüzü içine çekmek ne şans"  gibi bildik laflar edecekler yine. Ben yine anlatamayacağım. Derdim güneşle değil ki benim. Güneş doğar-batar her gün. Nefes alır veririm her gün. Şanssa eğer bu şanslıyım belki ama soruyor mu kimse nasıl alıp verirsin o nefesi. Boşa mı harcıyosun, haybeye mi yaşıyorsun, yiyor musun üç günlük ömrünü peynir ekmek gibi. Tek derdim budur benim hayatla. O yüzden üstümü başımı parçalayasım gelir sık sık. Saçlarımı kökleyesim. Sorular hep cevapsız kalır aklımda. Küçük çocuklar gibi durmadan sorup, cevap alamayınca ağlarım ben için için.
O zaman gitmek isterim işte. Arkama bile bakmadan defolup gitmek bu yerden. Olmalı çünkü soruların cevapsız olmadığı bir yer. Olmalı hiç canımın sıkılmadığı bir ülke, şehir ya da her neyse. İçimin acımadığı bir boyutta bulunmak isterdim. Pişmanlık diye bir şeyin olmadığı...
En sert şarkılar bile durdurmuyor içimdeki fırtınayı. Yıllardır dinmeyen bir tufan gibi yağışlı ve yıkıcı. Nasıl anlatsam....

0 Comments: