" Çaresiz kaldığım zamanlarda gider,bir taş ustası bulur,onu seyrederim.Adam belki yüz kez vurur taşa.Ama değil kırmak,küçücük bir çatlak bile oluşturmaz.Sonra birden,yüzbirincide taş ikiye ayrılıverir.İste o zaman anlarım ki; taşı ikiye bölen o son vuruş değil,ondan öncekilerdir."Jacob Riis

14 Mart 2008

özellikleriniz...

23-31 Aralık : Elma Ağacı

01-11 Ocak : Köknar

12-24 Ocak : Karaağaç

25 Ocak-3 Şubat : Selvi

04-08 Şubat : Kavak

09-18 Şubat : Sedir

19-28 Şubat : Çam

01-10 Mart : Salkımsöğüt

11-20 Mart : Ihlamur

21 Mart : Meşe

22-31 Mart : Fındık

01-10 Nisan : Üvez

11-20 Nisan : Akçaağaç

21-30 Nisan : Ceviz

01-14 Mayıs : Kavak

15-24 Mayıs : Kestane

25 Mayıs-3 Haziran : Dişbudak

04-13 Haziran : Gürgen

14-23 Haziran : İncir

24 Haziran : Huş

25 Haziran-4Temmuz : Elma

05-14 Temmuz : Çam

15-25 Temmuz : Karaağaç

26 Temmuz-4Ağustos : Selvi

04-13 Ağustos : Kavak

14-23 Ağustos : Sedir

24 Ağustos-2 Eylül : Çam

03-12 Eylül : Salkım söğüt

13-22 Eylül : Ihlamur

23 Eylül : Zeytin

24 Eylül-3 Ekim : Fındık

04-13 Ekim : Üvez

14-23 Ekim : Akçaağaç

24 Ekim-11 Kasım : Ceviz

12-21 Kasım : Kestane

22 Kasım-1 Aralık : Dişbudak

02-11 Aralık : Gürgen

12-21 Aralık : İncir

22 Aralık : Kayın



Elma : (Aşk) Cazibeli, fiziksel olarak dikkat çekici, etkileyici...Hoş bir auraya sahip. Flörtöz ve maceraperest ama hassas ve her zaman asik birtip. Sevmeye ve sevilmeye merakli. Sadik ve hassas bir es. Cömert. Bilimsel konulara yetenegi var. Bugün için yasar.Hayalgücü yüksek.



Kestane : (Dürüstlük) Alışılmadık bir güzelliği vardır ama insanları etkilemek gibi bir derdi yoktur. Adil ve neşelidir. Doğuştan diplomattır. Çok kolay huzursuzluğakapılır ama her türlü ilişkisinde hassastır. Bazen olağandışı davranır. Sevgili bulmakta güçlük çeker.



İncir : ( Hassasiyet) Çok güçlü, bağımsız, tartışmalara ve zıtlıklara fazla izin vermeyen, aile hayatına düşkün, iyi bir baba ve hayvan severdir. Sosyal bir kelebekgibidir. Espriden anlar, aylaklığı ve tembelliği de sever. Bencilliği vardır. Akıllı ve pratiktir.



Dişbudak : (Hırs) Farklı bir çekiciliğe sahip, hayat dolu,talepkar, düşüncesizce hareket eden ve eleştirilere kulak asmayan biri. Hırslı, akıllı, yetenekli, kaderine

hükmetmeyi seven, egoist olmaya elverişlidir. Ama ona güvenebilirsiniz. Bazen beyni kalbine hükmedebilir. İlişkiler çok ciddiye alır ve sadıktır.



Kayın : (Yaratıcılık) İyi bir zevki vardır. Görünüşe ve kendi görüntüsüne önem verir. Materyalistik sayılır. Hayati ve kariyeri için çok ve düzenli çalışır. Ekonomiktir.Gereksiz risklere girmez. Makul bir tiptir. Diyet ve sporla fizikine dikkat eder



Huş : (Esinlenme) Hayat dolu, etkileyici, elegan, arkadaş canlısı, gösterişten uzak, mütevazı, aşırılıklardan hoşlanmayan, kaba şeylerden nefret eden biridir.Doğal ve sakin bir yaşamı tercih eder. Fazla tutkulu değildir. Hayal gücü yüksek ve az hırslıdır. Sakin ve uygun ortamlar yaratır.



Sedir : (Güven) Zarif, her ortama ayak uydurabilen, lüksü seven, sağlığına dikkat eden, kendine güvenen, başkalarına da biraz yukarıdan bakan biridir. Kararlı,sabırsız ve başkalarını etkilemeyi sever. İyimserdir ve beceriklidir. Tek ve gerçek aşkını bekler. Çabuk karar verir.



Selvi : (Sadakat) Güçlü, fiziksel olarak kaşlı, her ortama uyabilen, hayatla fazla uğraşmayan, hoşnut, iyimser, paraya meraklıdır Yalnızlıktan nefret eder. Kolaykolay tatmin edilemeyecek kadar tutkuludur. Ama sadıktır. Modu çabuk değişir. Kurallara boyun eğmez. Biraz da ukala ve ilgisizdir.



Karaağaç : (Asil): Müşfik, fiziksel olarak düzgün, giyimine dikkat eden, taleplerinde aşırılığa kaçmayan, insanlara neşe verebilen, liderlik etmeyi seven ama kendisialtta olmayı sevmeyen biridir. Dürüst ve sadık bir estir. Başkaları için karar vermeyi sever. Cömerttir. Pratik zekası güçlü ve iyi bir espri anlayışı vardır



Köknar : (Gizem) Sıra dişi bir zevki vardır. Sofistike ve kadirşinastır. Güzel olan her şeyi sever. Dik başlı, çabuk mod değiştiren,bencil olmasına rağmen kendisineyakın olanlarla ilgilenen biridir. Çok mütevazı olduğu söylenemez. Hırslıdır. Memnun edilmesi zor bir sevgilidir. Çok arkadaşıvardır. Çünkü ona güvenebilirsiniz.



Fındık : (Olağanüstü) Çekici, anlayışlı, insanları nasıl etkileyeceğini bilen, fazla talepkar olmayan, sosyal hayatta aktif ve girişken hatta dövüşken biridir.Popülerdir. Psikolojik durumu çabuk değişir. Kaprisli bir aşıktır. Ama dürüst ve eşine toleranslı davranır. Kusursuz bir yargı yeteneğivardır.



Gürgen : (Zevk sahibi) Cool bir güzel. Diş görünüşüne ve bakımlı Olmaya dikkat eder. Zevk sahibidir. Başkalarını kendinden fazla düşünür. Hayati mümkünolduğunca kolay bir hale getirmeye çalışır. Disiplinli bir hayat için kılavuzluk eder. İlişkilerinde kibardır. Farklı Sevgililer bulmak ister. Duygularıyla ilgili olarak mutluluğuyakalaması kolay olmaz. Çoğunlukla da başkalarına güvenmez. Kararlarından da asla emin olmaz.



Ihlamur :(Şüphe) Hayatin ona getirdiklerini kabul eder. Kavga ve tartışmadan nefret eder. Çalışkandır, tembelliği ve bencilliği hiç sevmez, streslidir.Yumuşak huyluve merhametlidir. Arkadaşları için çekinmeden fedakarlık yapar. Becerikli olmasına rağmen bunları değerlendirmesini bilmez. Mızmızdır. Kıskanç fakat vefalıdır.



Akçaağaç : ( Özgür zeka) Hayal gücü ve orijinalliklerle dolu hiç de sıradan olmayan biridir. Utangaç, hırslı, gururlu, kendine güvenli, yeni deneyimlere aç biridir.Genellikle sinirli ve gergin bir yapısı vardır. Hafızası kuvvetlidir. Çok kolay öğrenir. Aşk hayati biraz karmaşıktır. Başkalarını etkilemeyi sever.



Meşe : (Cesaret): Sağlam yaradılışlı, cesur, güçlü, bağımsız ve girişkendir. Acıma duygusu çok yoktur. İşini sansa bırakmayı sevmez. Ayaklarını yere sağlam

basmak ister. Hareketlidir



Zeytin : (Erdem): Güneşi, sıcak havaları sever. Makul biridir.Kibar duyguları vardır! Agresyon ve şiddetten kaçınır. Sakin ve toleranslıdır. Adalet duygusu gelişmiştir.Hassas, kıskançlıktan uzak bir yapısı vardır. Okumayı ve sofistike insanlarla muhatap olmayı sever



Çam : (Titiz) Uyumlu ilişkileri sever. Dinç ve güçlüdür. Nasıl rahat edilebileceğini bilir. Doğal ve hareketli biridir. İyi bir partnerdir Çok arkadaş delisi değildir. Çabukaşık olur ama ateşi çabuk söner.Her şeyden kolay vazgeçebilir. İdeali bulana kadar her şey geçicidir. Güvenilir ve pratiktir.



Kavak : (Tatminsiz) Fazla kendine güvenmeyen, sadece gerektiği zaman cesaretli olan biridir. Arkasının güçlü olmasını ve sıkı insanlarla muhatap olmasını sever.Çok seçicidir. Genellikle yalnızdır. Artistik bir doğası vardır. Kin tutar. İyi bir organizatördür. Felsefi takılmayı sever. Ama herdurumda güvenilebilir biridir. İlişkilerini de çok önemser.



Üvez : (Hassasiyet) Dikkat çekici, neşe verici, bencillikten uzak dikkat çekmeyi seven biridir. Hayata bağlıdır. Yerine ve duruma göre hem bağımlı hem bağımsız

olabilir. Zevklidir. Duygusal, hassas, tutkulu ve artistik özellikleri vardır. İyi bireş olur ama çok zor affeder.



Ceviz : (Tutku): Garip ve zıtlıklarla dolu biridir. Egoist ve agresiftir. Beklenmedik tepkiler gösterir. Asil bir ruhu vardır. Spontanedir. Çok hırslıdır ve hiç esnekliğiyoktur. Zor ve alışılmışın dışında bir estir. Çok zor beğenir. Sadece takdir eder. Çok kıskanç ve tutkuludur. Uyum göstermek için fazla fedakarlık etmekten de hoşlanmaz.İlginç stratejiler üretir.



Salkımsöğüt : (Melankoli) Güzel ve çok melankoliktir.Etkileyicidir. Güzel ve zevkli şeylere meraklıdır. Seyahat etmeyi sever. Hayalperesttir.Kaprisli ama dürüsttür.Başkalarının duygularına önem verir.Çabuk etki altında kalır ama beraber yaşanması zordur. Talepkardır. Sezgileri de kuvvetlidir. Aşıkken acı çeker ama demir atabileceğibirini bulabilir.

01 Şubat 2008

Sığamadım Yüreğine

Kırgın düşlerimden uzak, kırgın kalbimi avutamıyorum artık sevgili. Her yeni gelen gün bir başka kırgınlığa gebe. Ve ben her yeni gelen günle bir parçamı daha kaybediyorum...

Canım yanıyor sevgili... Göğsümün tam orta yerindeki sızıya dayanamıyorum. Bu sen kokan, tadı tuzu sen olan oda, her bir sokağı ve caddesiyle, adı sen olan bu şehir dar geliyor bana.. Sığamıyorum hiçbir yere... Tıpkı yüreğine sığamadım gibi...


Senin için herşey olmayı beklerken, hiçbir şeyin olmanın verdiği dayanılmaz acıyı, hafifletmiyor hayata baktığım pencereden yüzüme iliştirmeye çalıştığım çocuksu tebessüm.

Sensiz geçen her yarım günde, bana seni seviyorum derken, gitmem için aralık bıraktığın kapıya yaklaştım adım adım. Kapının önüne geldiğimde ise.. Durdum sevgili.. Öylece.. sessizce... şizofrence... Kal demeni bekledim.. Çaresizlikten yitip giden çocuksu ruhum içinde binlerce dua ederek... Ellerimi yüzüme sürüşümün ardından amin deyişim kadar kısa bir andı.... Belki de asırlar süren bir bekleyişti... Kal demeni bekledim orda.. Kal deseydin kalırdım... demedin oysa...

Kaç kez vazgeç dedi bu yürek, kaç kez yok olmak istedi... Oysa ne coşku doluydu yüreklerimiz
başlarken yeni bir hayata... Gecelerimizi de, gündüzlerimizi de adamaya hazırdık birbirimize...
Koşulsuz, içten ve sımsıcaktı duygularımız.. Her yeni gelen günü alarak yarından, mutluluklar içinde teslim edecektik düne.. Dünden bugüne... Ne değişti peki sevgili.

Hüzünbaz akşamlardan arta kalan demlenmiş acılardan sıyrılarak, çaresizlik tavındaki İçi dışı sen olan yüreğime bir çıkar yol bulmak adına... Sevgi dilendim senden... Olur olmaz zamanların olmaz bir çağrısıydı bu benden sana... Mağrur bir beste olamadım belki senin için... Ama kırık bir nota oldum sonuçta mızrabın ucunda takılı kalan.


Şimdi gitmek zamanı.... Sen de tüm ürkekliğinle, tüm hatalarınla, tüm eksiklerinle, tüm haklı gördüğün yanlarınla başbaşasın şimdi... Çünkü sevgili seni sevmek, özgür bırakmaya razı olmaktı..

Yine de... Senden gelen herşeyi...
Acıyı.. ve kederi... ve hüznü... ve gözyaşını...
Sırf senden diye... sırf sen diye...
Aldım kabul ettim sevgili...
Eyvallah...

Sesimi Duyan Var mı?

Aşk mı aslında bizi yoran şey sevgili..

İmkansız bir sevişme sahnesi canlanıyor her seferinde seni en yoğun hissettiğim zamanlarda.
İmkansız diyorum çünkü biliyorum ki ulaşamam sana..

Dokunamıyorum sana. Her ne kadar hayal kursam da, hissediyorum desem de dokunamıyorum işte sana.. Öpemiyorum o tatlı dudaklarını.. Dokunduğum sadece kendi bedenim Ve senin yerine koymaya çalıştığım “Hayalet bir çift dudak, dudaklarımda hissettiğim”...

Yine de umutlar yaratıyorum polyanna misali.. Her şeye rağmen seviyorum seni... Her koşulda seveceğim biliyorum.. Sevmezsem ölürüm çünkü.. Korkum aslında ölümden değil.. Korkum sana tam anlamıyla sahip olamadan bu dünyadan ayrılmanın buruk acısından.. hani derler ya.. 'gidersem gözüm arka da kalacak..' gözüm hep arkada kalmaya mahkum sanki...

“Başladığın yerde bitiyor benim için hayat, hayatın başladığı yerde de sen başlıyorsun...”

her şeye rağmen..
bunca yaşanan acılara rağmen..
olduğum yerde bekliyorum seni....
bekliyorum..
bekliyorum..
bekliyorum..
suskun, acılar içinde ve ölmeye razı bir idam mahkumu gibi..
ölmek için gönüllüyüm çünkü..
seviyorum seni...
sonsuza kadar..
acılara katlanmak zorunluluğunu kabullenerek seviyorum seni..

“acıyı yaratan bizmiyiz. acıyan bir çift beden de, sürekli kanayan bir çift ruh.. ölmek isteği.. sonsuza kadar çığlık atmak hiç susmamak isteği.. haykırmak ve ciğerlerini, boğazlarını.. ses tellerini yerinden koparacak kadar çok haykırmak isteği...“

sesimi duyan var mıı! ! ! ...

içimde yankılanıyor sesim
ve gelip tam ortasında patlıyor yüreğimin.
canım çok yanıyor..
çok yanıyor..
çok yanıyor canım.....

Gözlerin Görmediği Sevdaya Tutsak

Sensizlik… Ne zor bunu kelimelerle sana anlatabilmek. Çaresizliğin yakama yapışıp da kırılası boynumu bükmesi.. her gece hayalinle avunmak zorunda olmak. Ne zor sevgili.. kelimelerim ağlıyor. gözlerim ağlıyor. yüreğim ağlıyor. ruhum ağlıyor. Gökyüzü ağlıyor... Yer gök ağlıyor.. ben ağlıyorum. İçimden bin ağaç sökülüyor kökünden.. Ne zor seni sensiz yaşamak..


Sensizliğinde seni var ediyorum olmaz zamanlarda.. seninle dertleşiyorum gecenin kör karanlığında.. yokluğunla savaşıyorum sanrılarımda var ederek seni. Bir zaman geliyor ki hayaller artık avutmuyor, gözler gerçekliği görmek istiyor. Eller sıcaklığı hissetmek istiyor. İmkansızlığını bile bile... Kalbim kalbini seviyor yar.


Geç kalmış bir aşk görmeyen gözlerin içinde mavi bir ölümü bekliyor.

Sen kokan loş odamda masal kırıntılarını dökerken başımdan aşağıya, bizim şarkımızın ezgisiyle dans ediyorum hiç dokunamayacağım bedeninle… Bir anda gerçekliğe dönmek canımı yakıyor. O an telefona sarılıyorum hemen. Sesini duyarak hala o masalda olduğuma inanmak istiyorum. Sesinle yeniden başlıyor masalım. Kayıp kentimin hayal prensesi oluyorsun yeniden. Her güzel şey gibi masal bitiyor yine... telefonun diğer ucundan gidiyor sesin.. Karanlık.. boşluk… gerçeklik… Yeniden..tekrar tekrar.. acıyor içim..


Keşke sevgili, hayat böyle olmasaydı.. başlamadan bitmeseydi her şey. Kırık kanatlarla uçmaya çalışmasaydık.. Keşke adını haykırarak söylemem sonsuzluğa kalmasaydı..


Biz aşka aşık iki aşıktık imkansızlık sınırında...
Gözlerin görmediği sevdaya tutsaktık
Sıra dışıydık…özeldik..
Hani ateşle suyun hikayesindeki gibi
Hani birbirlerine olan imkansızlıkları gibi
Ateş suya yaklaşsa su buharlaşıyordu ya
Su ateşe gitse ateşi söndürüyordu
Hani o yüzden su, sırf sevdiği zarar görmesin diye
Dağları aşmış bilinmez diyarlara ulaşmıştı
Ateş ve su gibi, gece ile gündüz gibi…
İmkansız aşkların en görkemlisine şahit olacak gelecek günler
Hiç sahip olamasam da sana
Hiç dokunamasam da tapılası vücuduna
Hani hiç göremesem de gece gözlerini
Bilmesem de dudaklarının tadını
Söyleyemesem de adını hiç kimseye…
Bekleyeceğim sevgili..
Kendi derinliğimde boğulsam da
Bir gün buharlaşacağım günü bekleyeceğim.

Affet Yoksayamadım Seni


Gecenin kokusu sinerken üzerime, beyin kıvrımlarında dansetmekte kelimeler.

Anlamsızlık yapışmışken ömrümün sayılı kalan zamanına, tüm ihtişamınla geldin sensiz kıyılarıma.
İmkansızlığını soyundukça sevdanı giydirdin üzerime.

Ben sana aktıkça sen doldun.. Sen benimle doldukça taştın.. Taştıkça sardın, sardıkça yaktın.

Ayazda iki yürek, yangınlar ortasında, küllerin içinde dans ederdi bir zamanlar... Hangi zamanlar..
Ne zaman..var mıydı öyle bir zaman…

Yoktu senden öncesi yaşanmışlıklardan arta kalan. Yaşanmamış ne varsa sana dair, akreple yelkovanın takılı kalmış ucunda...

'Sensizliğim.. Kalın bir örtü gibiydi yüreğimin üzerini örten..'

Seninle bu kadar doluyken, her yanım seninle çevriliyken ne yöne dönsem sana “sobe”lenirken,
görünmez ellerin hala yüreğimi sıkarken.....

De bana sevgili, Yok sayabilir miyim seni?
De bana… Yok sayabilir miyim yaşanmış bir sevdanın küllerini eşelendiğimi?
Yok sayabilir miyim sana olan sevgimi?
Peki ya, yok sayabilir miyim sendeki yüreğimi?

Sen gitsen de benden, ben yine söküp getiririm seni yaşadığın şehrin kalbinden..
Sen öldüm desen de o aşifte şehrin rahminden sezeryanla alırım seni.
Ben bu kadar senken..
Sen bu kadar benken..
Bizken..
Yok say beni diyemezsin, isteyemezsin bunu benden...

Ama… gittin benden.. Gitmemi istedin senden.. Korktun belki de aşktan, hiç yaşamadığın bu tılsımlı duygudan..

Affet, yok sayamadım seni sevgili.. Ben seni yok sayamadım.. Zamanın durduğu bu noktada susuyorum. Kanayan ruhumun tüm kırılmışlığıyla, hiç yapmadığım bir şeyi yapıyorum..
Ve ilk kez yüreğine fısıldıyorum: “Yok sayabilirsin artık beni”

Yenilgiyi yakıştıramadım kendime, tıpkı gidişleri yakıştıramadığım gibi.. Ama bana çok yakıştığını düşünmüş ki hayat, iğneledi üstüme hayal kırıklığını ve terkedişleri..