Yüreğimin kapısı yoktur benim, her çıkmak isteyen bir duvar yıkmalı.. İste bu yüzdendir yüreğimin harabe oluşu.........
Kolumuzu ısırarak yapardık saatleri küçükken, sanki zamanın canımızı yakacağını anlarmış gibi... Takvim düzeni herkes için aynı olsa da, zaman herkesin içinde başka türlü ilerler. Öyle zengin bir sofradır ki yaşam, Acılardan sonra tatlıları beklemelidir insan...
Şimdi hayat ister çiçeklerle gelsin, isterse vursun geçsin; en bilindik yalanlarından, bir yalan seçsin gelsin......
Yangın yerine bak..!
Ateşten, külden, kordan ne var elinde..!
Pervane değilsen yaklaşma sakın ateşe..!
Cân’ı teslime hazır değilsen “ben Aşk’ım” deme kimseye..!
Aşk gelmesin seninle dile…!
İncinmesin ne Mecnun ne Leyla ne gül ne de diken seninle!..
hadi düş düşlerime, tutmayana ”aşk” olsun..!
“Sana” yürümek düşer… Çünkü; yol olur yeryüzü yürümeyi bilene… Yeter ki; vakar olsun duruşun, özlemli olsun yürüyüşün!
“Yürümek” kavlin olsun, ahdin olsun, vefan olsun…
Vur kendini yollara...
İmdada sesin olsun, dara uzansın ellerin, zora dayansın bileğin...
Olur da sürçerse ayağın; dayandığın, güvendiğin her daim Rabbin olsun!
“Giydikçe açılır” diyen tezgahtar, “uzadıkça şekil alır” diyen kuaför, ve “zamanla unutursun” diyen arkadaş…bunların hepsi aynı örgüte üye ! ...
Hani insan bazen ne ileri ne geri, tek bir adım atamaz ya. Birini yanında tutmayı bilemez ama onun yokluğunu da istemez . Kaybetmeyi göze alamaz ama kazanmak için de mücadele etmez. Bağlanmaya cesaret edemez ama azat da etmez o'nu. Ne sevilmekten vazgeçer, ne sevmeyi bilir...Hani çok sonra zaman geçer savrulurlar ya, o zaman dökülür dudaklardan itiraf edercesine: Ne göze alabildim ne de gözümü alabildim...
Benim Hayatımı Yargılamadan önce; benim ayakkabılarımı giy ve benim geçtiğim yollardan, sokaklardan, dağ ve ovalardan geç... Hüznü, acıyı ve neşeyi tad... Benim geçtiğim senelerden geç, benim takıldığım taşlara takıl, yeniden ayağa kalk ve aynı yolu tekrar git, benim gittiğim gibi..! Ancak ondan sonra beni yargılayabilirsin.......!
innemâ Eşkû Bessi ve Hüzni iLâLLah!
Uyandım Saat üç, dört, beş bana hiç farketmez ne zaman çalınsa kalbim derler ki bir arkadaşa bakıpta çıkacaktık kalan umutlarımdan birini seçip hepsini hepsini hep kaybettim şimdi kendimden geri ne kaldı ne kaldı kimseler duymadı sadece duvarlar ağladı ...
KALBE; KAN POMPALAMAKTAN BAŞKA GÖREV VERİNCE SAÇMALIYOR...
Bir güzellik yap kendine! Sadece sahip olduklarını düşün !! Olamadikların üzülsün senin olamadıklarına... Keşkeleri hiç düşünme..! Mutlu ol seçimlerinle Bırak keşkeler üzülsün senin seçimlerine.. Her yeni günü senin günün ilan et ve şımart kendini,olabildiğince..! Bırak dünler üzülsün seçilmediğine.... Kalbinde daha da büyüt sevgisini sevdiklerinin..! Bırak sevmediklerin üzülsün kalbinde yerleri yok diye..!
MEVLANA der ki; "Dibi yosun tutan denizlerle ilgilenme, sen dağları seyret. Yenik düşüyorsan özlemlerine aldırma, kalbindeki o
uçsuz bucaksız sevgiyi hisset. Işıklar sönmüşse ve karanlıksa ona da aldırma, ay ışığını seyret. SABRET... Sabret ki herşey hissettiğin kadar derin ve sonsuz olsun. Sabret ki herşey gönlünce olsun"...
Kalp mi insana sev diyen yoksa yalnızlık mı körükleyen... Sahi nedir sevmek; Bi muma ateş olmak mı,Yoksa yanan ateşe dokunmak mı...
Karpuz Kabuğundan Gemi Değil , Titanik Bile Yaparsın!
Para Değil, Yürek Meselesi....!
Yine burdayım... Tam bu noktada, ellerim cebimde hafif bir iç titremesi, bi sigara yaksam mı yoksa erken mi daha diye düşünürken; meğer ilk dumanı ciğerlerime çekmişim bile...
Aynı yolu bizimle birlikte yürüdüğümüzü zannettiğimiz insanlar, ASLINDA, sadece gidecekleri yere kadar bize eşlik etmişler o kadar..!
Sonu belli olmayan bir yoldur hayat. Önüne ne zaman, neyin çıkacağını bilemezsin. Bazen birşeyler alır götürür senden, tutamazsın..! Bazen de hayatın getirdiklerinden kaçmak istersin, ama kaçamazsın... Böyledir hayat, bir türlü anlayamazsın...Ve bir gerçek vardır: "ACIYI tatmadan, MUTLULUĞU tadamazsın..
İnsan arar...
Bazen bulur, bazen buldum zanneder,
Bazen buldum zannetmişken bir imtihanla kaybediverir.
Aradığını bazen bir çift gözün derûnunda bulur,
Bazen kaybeder kendisini insan,
Bir çift gözbebeğinin ta içinde bulur..!
Söylenecek söz kalmadığında dudaktan dökülen büyülü sözdür HAYIRLISI. .
İnandığım gibi, inandıklarımla; inanılmaz yaşarım..!
Gördüğüm değer kadardır verdiğim değer; bende herkes kendi değerini kendi belirler...
Aslında insanlar seni hayal kırıklığına uğratmıyor. Sadece sen, yanlış insanlar üzerinde hayal kuruyorsun.
Yürünesi yollar kapanası olduğunda kanadı yitik turnalar gördüm rüyamda...
Sustu(n).... zayii oldum...
Ellerimi cebime koydum, hüzün bulaştı parmaklarıma...
Poyrazın zulmune takıldı uçurtmalarım...
Durma üz kendini üzebildigin kadar, hatalarını düzeltecekse.
Düşünme hiç şu ânını, düşüncesizlik garantiliyorsa yarını.
Ve kork ölümden ölesiye, korkun seni ölümsüzleştirecekse..''
Ben seni severim aslındada düzenim bozulur diye korkuyorum
Durduk yere başımıza saçma sapan bir aşk çıkar
Sinemaya gitmeye ele ele tutuşmaya falan kalkarız
İşin yoksa çiçek al,saç tara, parfüm sık
Küsmesi,barışması,ayılması,bayılması
Hatta eninde sonunda kaçınılmaz ayrılması
Meyhanede tanıdığım gerzek bir filozof vardı!
Güzel kadınlar insanın ömrünü uzatır derdi.
Bir sürü güzel kadın girdi hayatıma
Hepsi ağzıma sıçtı...
Bardağa kola doldurur gibi değer vereceksin insanlara ağır ağır ve yavaş. Çok verirsen köpürür taşar, Elinde bardakla kalırsın.
Bazen olmaz; hayat istediğini sunmaz, sunsa da uymaz. Ya zaman yanlıştır; ya mekan. Belki de insan...
Az çok bilirsin beni beceremem yaşamı, Bir damla su olsam Gider rakıya damlarım...!
Herkes Herkesi Aynı Sevemez Dostlarım.. Kimileri Gururunun Yettiği Kadar Sever, Kimileri de Ömrünün Yettiği Kadar...
Neden kendimizi bütün biriktirdiklerimizle olduğumuz gibi kabul etmiyoruz ve neden yaşadıklarımızı taşıyan yüzlerimizden geçmişi silmeye çalışıyoruz..!
Kendimizi kimden gizliyoruz...!!!
Kendi dünyamda kendi doğrularımla kendi hayatımı yaşıyorum kimseye verecek hesabım yok ALLAH dan başka...
Bir sevgiyi anlamak, bir yaşam harcamaktır.Harcayaksın!
deveye sormuşlar 'boynun neden eğri?' diye,
'medula spinalisin merkezi ilk omurun miyeli sinirlere yaptığı lokal baskıdan ötürü dorsal ve ventral motorik sinirler sıkıştığı için' demiş...
Bir söz insanın neresinden doğar dersiniz...
Dilinden mi, yüreğinden mi, aklından mı...
Düşlerinden mi yoksa gerçeğinden mi...
Ve kaç kapıdan geçip yerini bulur bir başka insanda.....
Yalnız olmak, yanlış bir kalpte olmaktan iyidir.
Üzülmüyorum... Bir gün diner elbet gönlümdeki derin sızı... Hep hayırsız değil ya bu insanlar; bir gün beni de bulur hayırlısı......
Kimi sevsem, onun hep uzakta bir sevdiği vardı... Unutamadığı ilk aşkı ya da onu terk edip giden sevgilisi..!
Nerede kalmıştık..!
Oradan ağlayalım halimize...
Bir insan eğer çok gülümsüyorsa, emin olun ruhunda depremler vardır. "Çünkü acıyan kalbinse, kimse bilsin istemezsin.."
değiştirmem gerek..! nasıl bilmiyorum ama bu durumu acilen değiştirmem gerek..!
Söylemek isteyip de söyleyemediğim çok şey var; kiminin yüzüne, kiminin gelmişine-geçmişine...
Yastığa başını koyduğun ân başlar asıl macera....
Bir ürkek hâldeyim, ne sedâm duyulur, ne az olur sesim.. Araftayım, susuz; ne serabım serab, ne ab-ı içtiğim.. Bir bilinmez hâldeyim; ne bildiğim yalan, ne gerçek bildiğim...
"Seni seviyorum" ağır cümledir.
Herkese söylenmez.
Bazen yıllarca aranır,
bazen yıllarca beklenir o bir çift söz için.
Herkes söyleyemez.
Dili yakar, dudağı yakar,
bedeni kavurur, lime lime eder.
Velhâsıl yürekli işidir.
Bir ömür pahasına bir defa söylenir..
Masiva
Gözlerinin gördüğünü,yüreğinin gördüğüne değişyorsan EYVALLAH,Yüreğinin gördüğünü,gözlerinin gördüğüne değişiyorsan EYVAH EYVAH!
Sadece Susmak İstiyorum..! Yalan İnsanları Kâale Almadan... Sahte Yüzleri
Görmeden...Haklıyken Haksız Gözüksem Bile Kendimi Savunmadan...HUZUR
Bulmak İstiyorum Gözlerimi Kapayıp, Kimseyi Anmadan Dinlemek
İstiyorum Kafamı... Kaybettiğimi de bulmak..... Sessizliği dinlemek istiyorum.
Bu Kaçıncı gecedir elim tetikte ve namlunun soğuk nefesini kafatasımda hissediyorum .. bir yandan şişenin dibini bulurken diğer yandan da sigara paketlerinden koleksiyon yapmaya başladım ... çok sevdiğim puro bile bana huzur vermiyor... içtiklerim beni benden alıp sarhoş etmiyor tek isteğim sadece bu lanet cosmostan göçmek ... göçerkende en azından arkamdan kaçtı denmesin diye düşmüyor o tetik...
Bazen "Su" olmak lazım , Sessiz sakin.! Bazen "Sel" olmak lazım , öfkeli ve hırçIn.! Bazen "Mum" alevi olmak lazım , sabırla tükenmeyi bekleyen..!
Bazense "volkan" olmak lazım , önüne gelen herşeyi hızla tüketen.!
Kimine Su olacaksın kimine Sel! Kimine Mum olacaksın kimine Volkan.!
Ama kimseye asla "Kul" olmayacaksın...
İnsanlar... Şu insan adı ile sıfatlandırılanlar yok mu?
Hani Kuran-ı Kerimde Eşrefi Mahlukat diye tabir edilen...
Yaratılmışların en şereflisi görülen, yaratılış amaçlarının dışına çıkmakta onlardan ustası yoktur . Şimdilerde çoğunda ne şeref kalmış ne haysiyet...
Düşünüyorum da darvin teorisini yanlış zamandamı yapmış ? Hani insan maymundan gelmiş diyor ya ; bence asıl şimdi insan maymuna dönüşüyor...
Sessizliğini dinledim uzun bir süre. Düşündüm taşındım çözümünü bulamadım. Özlemek neden bu kadar yorar insanı? "özlem" isminin eyleme dönüşme çabasından mı? "düş"ün, "düşünmek" kadar büyümek özentisinden mi beynimin içindeki tüm hayallerin çocukluktan vazgeçip başımın etini yemesi?
Ne zaman lafın bir ucu sana çıksa sonuna gelemeden heba oluyor gülümseyişlerim...
Ben ölümüne sevmesinide bilirim, ölümüne nefret etmesinide ne olursa olsun sevdiğimi sonuna kadar beklemesinide bilirim, haketmediğini gördüğümde sonsuza kadar silmesinide... artık bi karar ver. ya ölümüne sevdiğim ol seni sonsuza kadar seveyim, yada nefretim ol seni sonsuza kadar silip, dönüp arkama bile bakmadan gideyim...
Yüreklerde ünlem, Akıllarda soru işaretiyim.. Anlayana çok, anlamayana az gelirim.. Benim hiçbir kaybım olmaz, isteyen yanımda istemeyen yolundadır.. Kalbimde bir kaç kişi var, kiminin altı çizili kiminin üstü.. HOŞÇAKAL demek istersen sakın durma, ama bunun MERHABA'sı OLMAYACAK UNUTMA...!!!
Bir duruşu olmalı insanın! Sokak lambaları gibi dimdik..! Işık vermeli dibine ve etrafına...Yine de ödün vermemeli mum misali kendinden. “Gurur” sözcüğünü “Onur” ile değiştirmeli lugatindan. Eğer kuralları hiçe sayıp kuralsız yaşamaksa ideol; bir onurunu, bir de şapkasını yanından ayırmamalı insan. Koltuğunun altına onurunu ,başına şapkasını alıp “Eyvallah” diyebilmeli, Kendisi olmalı insan,kendini bilen...
Bana gel-gitler yaşatma sevgili ! Gidersem yokluğuna alışmaktan korkarım.
İklimler değişir, göz gözü görmez olur fırtınalarda, apansız
yiterim.Bana gel-gitler yaşatma sevgili ! Gidersem gelmem...!!!
Birlikte olduğun insanın geçmişini kurcalamak, onunla kurmayı düşündüğün geleceği yok etmekten başka bir şeye yaramaz...
Müsterih Ol! Mahşere Kalmış Bir Alacağım Yok... Giden Razı… Kalan ALLAH ' a Emanet… !!!
Huzuru Arıyorum... Biliyorum Ne Yerde Ne de Gökte... Aslında Huzur Belki de Benim İçimde... İhmal Ettiğim Bi Köşede..!!!
Daha cesurum artık. Keske dememek için çabalıyorum... İçimde büyütmüyorum hiçbir şeyi... Çok umursamıyorum ve çok anlam yüklemiyorum hiçbir şeye... Giderken benle başlayan cümleleri dinlemiyorum bile... Sadece tek bir cümle söylüyorum.. 'HER ŞEYİN HAYIRLISI'..!
Boğazımda düğümleniyor sözcükler, tam çıkacakken zor tuttuğum.
Söylemek için ertelediğim. Erteledikçe bittiğim.
Bir şeyler var içimde, hissediyorum, biliyorum...
Üstüne gidildikçe hassaslaşan, dudaklarımdan bir türlü çıkamayan, yüreğimin tam ortasını mesken etmiş, kalmış, kalıplaşmış...
İnsan yaşadığı hayatın,yaptıklarının yükünü taşır... Eğer yaşamak için başkalarının çemberine girmek zorunda kalırsanız, başkaları istediği zaman çemberi kapatır. Gerçekten de özgür olmanın yolu daha az muhtaç olmaktır. Birini tutkuyla seven onun çemberine girmiş olur, diğeri bu sevgiyi biir bedel haline getirebilir. Kralın kalesine giren, kralın yasalarını kabul etmiş olur...
Yedi kat toprağın altında, binlerce defa yanacaksın ve yandıkça pişeceksin hayata.aşk sigaramın ucunda; dumandan, külden, senden yani ateşten ibaret,
yakıyorsun her defasında... Daha çekeceksin dedi yüreğim, daha çekecek..! Her gün biraz daha... Daha dedi yüreğim daha çekeceksin...!
Tebeşirle çizilmiş bir seksek oyunu kadar uçucu bir çizgisi var hayatın... Farkında
olmadan basıyorsun çizgiye, kızıyorlar anında... YANDIN ! diye atılıyorsun oyun dışına...
Tarifsiz bir hisle sevmek istiyorum seni.
Tatlı ekşi ya da tuzlu değil bilmediğim bir tatla bir duyguyla.
Öyle bir meyvenin tadını alır bir kitabın adını okur gibi değil; bir yaz günü tenine vuran sıcaklığı gibi güneşin serin bir akşamın denizden esen rüzgarıyla içine işlediği yosun kokuları gibi, anlatamadığın ama bırakmak istemediğin bitmesini istemediğin bir hisle..
Canım yalnızca sevmek istiyor seni..!
Eğer Sizi Üzen Kişilere Halâ Selam Verebiliyorsanız.. Bu Vicdanınızın Sadaka'sıdır..!!
İnatçı bir çocuk gibiyim... Hata yapsamda devam ediyorum, her seferinde yere sürtüyorum burnumu... Akıllanmıyorum... Canım yana yana imkansıza koşuyorum... Çevremdeki seslerin azaldığını hissediyorum... Herkes bıkıyor, ben bıkmıyorum.. Her seferinde kalbime değil elime yüzüme bulaştırdığım aşktan vazgeçemiyorum..!!
Bazen zordur yaşamak... Nefes almak bile güç gelir insana. Bir kuşun kanadına takılıp gitmek istersin uzaklara... Bazen bir güzel söz tutar insanı ayakta.. Bir canın sıcak gülümsemesi bağlar insanı hayata... Bir de 3 kelime kalır yüreklerde . KENDiNE iYi BAK. Bu yalancı dünyada...
Bazen söylenmemiş sözler; söylenmişlerden daha çok yakar canı…. Daha derine işlenir acısı. Özlemler tahmin edildiğinden daha fazla acıtır insanı… Yüreğinde hiç durmadan kanayan bir yaradır… Bir bakış, bir ân, bazende bir mekan o yaraya tuz olur… Özlemi yaşamadan anlamıyormuş insan… Yağmur bile başka yağarmış özlerken… Yağmur bedene değil, yüreğe yağarmış...
Hayatına girmek isteyene, tam zamanın da açmalısın kapını Ve tam zamanında çıkarmalısın, sevginden şımarmaya başlayanları..!
Gidenlerin arkasından bakmam..! Yüzün'den göremediğim hâyrı arkasından aramam..!
Kolaydır aslında nokta koymak biten cümlelere, Zor olan başlamaktır Söze... Kolaydır kendini kandırmak çünkü alışılmışlığı vardır yaşanılan sahteliklerin,
Zor olan bakabilmektir gerçeklere...
Kolaydır seni Seviyorum demek!
Zor olan taşımaktır o sevgiyi hücrende...
Kolaydır ölmek çünkü hissizlik vardır sonunda..
Zor olan yaşayabilmektir yalansız, onurlu ve özgürce.... aşk ile..!
İnsan Bazen Gitmek İster. Hiç Ardına Bakmadan, Bırakmak İster Herşeyi Bir Yerde ve Sonsuz Yolculuğuna Çıkmak İster. Geç Bile Kalmıştır Belkide. Hayatında Olan Ne Varsa Kim Varsa Hepsini Elinin Tersiyle İtip Yelken Açmak İster Artık Karanlıklara Doğru. Yüreğindeki Bütün Kırıntıları, Hayatındaki İyi Yada Kötü Bütün Anıları, Yanına Almadan Defolmak İster..! Yalnızlık Aç Kollarını Ben Geldim..! Demek İster... Diyemez…!!!
Nokta. koymakmıydı zor olan yoksa koyduğun noktanın ağırlığını taşımakmıydı ? Yeniden büyük harflerle tertemiz bir hayat sayfasına başlamakmıydı ? mühim olan yoksa herşeye rağmen deyip , bir noktalı virgül kullanmakmıydı ? Belki de bütün ömrümüzü yitirdik bu Noktalama işaretleri arasında ama şimdilerde ben herşeye inatla üç nokta koyup devam ediyorum...Hayatıma...
Sustum! Kendimle konuşuyorum şimdi yalnız... Yalnız yüreğimle dokunuyorum sesime… Kimse duymuyor... Sustum! Sustu dudağımdaki şarkı, gözlerimdeki şiir, yaraları yalayan rüzgar akıp giden nehir… Gözlerim konuşuyor Yalnız… Umutlarımı sarıp rüzgârlara, uzaklara savuruyorum… her gece yıldız yapıp serpiyorum gökyüzüne, kimse görmüyor...
Ben seni dünyanın bütün alfabeleriyle gönlüme yazmış, Gözlerindeki derinliği ruhuma çizmiş, Yokluğundaki serinliği gözlerime süzmüş, Söyleyemediklerimi boğazıma dizmişim... O kadar çok ki söyleyemediğim... Boğazım düğüm düğüm Dokun.. Belki ağlarım...
Eğer söylenen söz yürekten geliyorsa karşı yürek hisseder onu... Duvarına çarpıp düşürmez. Yüreği yüreğinde bulur yerini... En güzel sözlerden çok, bir sevginin arkasında dimdik durabilmektir önemli olan... Ne demiş Can Yücel "hayattan aldığım en büyük ders; sevgisiyle karşında sapasağlam duramayan bir insana yaslanmayacaksın...
Vakit Şimdi hayallere açık pencereyi kapatma vakti.. Zaten varsa bir güzellik ömrü ne kadar sürer ki... Çektim perdeleri kaldırdım hayalleri. Belkide bu diyardan artık gitme vakti...
Olsada elinde en büyük kudret, verirken titreyen elden istemem... insana yakışan sözünü bilmek... sözünü tutmayan yari istemem..!
Herkes mi kusursuz... Hiç kimsenin yarası yok mu sarıLacak... Herkes mi güçLü ; kimse ağLamaz mı düşünce, kendine uzanacak bir eL aramaz mı... Ben güçsüzüm düşerim-ağLarım-canım acır... YaraLarım ve kusurLarım var; sırf bu yüzden insanım..! SIRADANIM... ! ! !
Derinliği yüreğimden daha küçük olan bir geçmişin, karanlık perdelerini açmamak üzere kapattım. Gördüm ki perdeden sızan ışık hayaldi. Gördüm ki ciğeri beşpara etmez nankörler için ağlamaya değmez ve anladım ki sözler sahte sevgileri gibi...Ne mutlu onlara ki arkalarında kimselere güven duymayan bir kalp bıraktılar ve ne çok şanslıyım ki Allah doğrunun yanında. Şimdi özgür bırakıyorum tüm geçmişimi, af çıktı gönlümün mahkemesinden bu sabah. Tüm müebbetler sonsuza dek kendi hapishanelerine gönderildi...
Çok akıLLı oLmadım hiç, yanLış atLara çok oyunLar oynadım. KuLağımdan kar suLarı eksik oLmadı.
Sürüden ayrıLan koyunLarı sevdim hep. Bir de kendi bacağından asıLmayanLarı.
KendimLe yaşadım en büyük kavgaLarımı. İçimdeki çocukLar tahterevaLLi oynadı hayatLa; ben seyrettim..